Günler, saatler hızla akıp geçerken,
Ben meltemlerle bile oradan oraya savrulup duruyorum.
Bazen mutlulukları, çok yakından ıskaladığımı düşünerek üzülürken,
Bazen huzursuz küçük şeylerle kendimi avutarak mutlu oluyorum.
Mutlu olmak ya da olmamak insanın kendi elindeyse,
Yaşadıklarımı kendim belirledim, biliyorum.
Henüz en güzel duyguları bile yaşamamışken, kendime sınırlar koymuştum ben.
Nedensiz miydi? Belki, bazılarına göre…
Bana soran olsa herşeyin bir nedeni var.
Ama bazen nedenlerin sağlam dayanakları olmuyor.
Ya da o sağlam dayanaklar, bir anda yıkılıp yokoluveriyor.
Harcadığım zamanlara acıyorum bazen…
Boşuna ördüğüm duvarlara…
Arkasında durduğum katı kurallara…
Herşey o kadar basit değil derken kendi ördüğüm duvarlar ve koyduğum kurallarla, kendi dünyamı basitleştirmişim meğer……
Evet, herşey o kadar basit değilmiş, evet hayat bu kadar tek yönlü değilmiş.
Onu tekdüzeleştiren asıl benmişim.
Engeller koymuşum meğer,
İçime attığım ve kimseye göstermek istemediğim duygularımla bir başıma avare olmuşum…
Umutlarım cebimde çürüyor şimdi, arkamı dönüp bakmak istemiyorum artık.
İleride bir ışık var biliyorum, hatta ışık çok yakında, elimi uzattım, sıcaklığını hissediyorum.
Biraz daha, ah biraz daha çaba diyorum kendi kendime. Artık yıkmalısın duvarlarını, umutların cebinden çıkıp ışıkla aydınlanmalı.
Bir bakabilsen diyorum, göreceksin doğmamış çocuğunun mis kokan yanaklarını ve hiç tatmadığın gerçek sevginin varlığını…
Ve bir gün anlayacaksın, mutluluğun kendini kapatmak ta değil, sevgi dolu kalbini insanlara açmakta olduğunu…
1 Ağustos 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder