
Bu aralar kime gitsem, kimle görüşsem bir fal merakı...
-Hafta sonu ne yaptın?
- Alışverişe çıkmıştım, dolaşırken bir kahve içim, hadi kahve içmişken bir fal baktırim dedim.
-Eee, iyi etmişsin. Peki ne dedi?
-Hiiç işte, hep bildiğimiz şeyler, zırvalayıp durdu.
-Zaten fal da saçma birşey değil mi? Zırvalicak tabii.
-Yok öyle deme ama bazen tutuyor.
-Alalala, sen demedin mi şimdi zırvaladı diye.
-Evet ama arada zırvalıyor, sanırım yorgundu ondan. Bir de çok kalabalıktı, adam yorulmuştur tabii artık.
-Hmm, peki arada sırada biliyor demek. Anladım...
Aslında herkes hayatında bir kere de olsun fal baktırmıştır, baktırmadım diyene pek inanasım yok doğrusu. İçinde biraz gerçek biraz da zırvalık olan bu fal mevzusu aslında geleneksel birşey. İnsanlar tıpkı batıl inançlar gibi, masallar gibi fallarla da kendilerini avutup duruyorlar. Kötü birşey mi? Orası biraz belirsiz...
Falcıya giden pek çok insanın sonrasında çok mutlu olduklarına şahit olduğumu düşünürsem, bu falcıya gitme durumunu, uyuması için annesinin hikaye okuduğu çocuğun durumuna benzetiyorum. İnsanları bir süre gerçeklerden uzaklaştırıp rahatlatıyor ama zamanla alışkanlık yaratıyor. Tıpkı hikayeler gibi...
Peki bunlar bizi gerçeklerden uzaklaştırıyorlar da tamamen uydurma da olabilirler mi?
Fallar, batıl inançlar, mitler, hikayeler, masallar... Nereye kadar hayal gücü olabilirler sizce? Masalları da yazan insanlar, batıl inançları da çıkaran insanlar. Demek ki bir yerinden gerçeğe dokunuyor bunlar! Her şakanın içinde gerçek payı olduğu gibi, her masalın da içinde bir parça realite vardır.
Bizim de bir efsanenin parçası olmadığımızı kim iddia edebilir?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder